17 Şubat 2008 Pazar

SESSİZLİĞİN SESİ

Tatilden geçinir ama aslında sinsi bir düşmandır pazar günü. Cuma gecesinin neşesi, cumartesi gününün rahatlığı yoktur onda. Sürekli plan kurar,küçük hesapların adamıdır.
Evi ütü kokutur, geleneksel banyo törenlerine ev sahipliği eder. Ne tatildir ne iş günü. Kişiliksizin önde gidenidir.
Bir de hava bulutluysa intihara teşebbüs ettirir. En çok pazar günleri düşünürüm, çıkış ararım bulamam,bunalırım.
Nede olsa ergenim. Vazifemdir. Sorgularım, isyan ederim.
Ve akşam olur, mutsuz geçen bir günün en sıkıcı saatleridir. Kalitesiz ama tw de ilk kez yayınlanan filmler pazar günlerine konur genelde. Ve değişilmez futbol sohbetleri bütün bir gece..
Saat alır başını gider vicdan bastırır uyu uyuu.
Çare yok uyumalı.
İşte tam böyle zamanlarda başlar "sessizliğin sesi" beynini kemirmeye. Duymazdan gelirim yastığa dayarım başımı, bu seferde kalp atışlarımı duymaya başlarım.
Bir süre sonra terlerim, kendime komutlar vermeye başlarım.Beynime seslenirim doğrusu.
Uyumasını isterim ondan. Dinlemez beni saatlerce debelenir yorgun düşerim.
Bir pazar gününü daha devirmiş olurum böylece. Ardından yeni bir hafta ipeksi saçlarla başlar benim için. Salı akşamı kabullenmiş olurum . Tırnaklarım azda olsa uzamıştır artık madeni para tutabilicek kıvama gelmiştir. Ruh dünyamdaki dalgalanmalar az da olsa rahatlamıştır. Fırtına sonrası bir deniz gibi.
Ama hala düşünürüm, anlam ararım ve yazıktır bulamam.Yorulurum,uyurum..